28 Şubat 2013 Perşembe
Ahmet maranki kiraz detoksu
Kışın artan kilo ve ödemlerden yaz aylarının nimetleriyle kurtulmak istemez misiniz? Üstelik sadece üç günlük bir programla! Kiraz detoksu sayesinde yaza hayalini kurduğunuz formda girebilirsiniz.
Kirazın faydaları saymakla bitmez. İdrar söktürücü özelliğiyle böbreklerin dostu olan kiraz, vücudu zehirli maddelerden temizler.
Yapısında bulunan kinik asitle böbreklerin taş ve kum yapmasını önlediği ve varsa zamanla döktüğü, ayrıca safra kesesi taşının dökülmesine yardımcı olduğu da bilinmektedir. Vücuttaki fazla suyun atılmasıyla, dolaylı olarak zayıflamaya yardımcı olur.
Kirazda 12-25 miligram arasında antosiyanin bulunmakta ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin aspirinden 10 kat daha fazla olduğu bilinmektedir. Günde 20 kiraz yemek, bir aspirin almakla eşdeğer görülüyor. Tabii bu arada kirazın doğal bir ağrı kesici olduğunu da belirtmekte fayda var.
Bu kadar fazla olumlu özelliği bir arada tutan kirazı yaz aylarının belli dönemlerinde bolca tüketmek gerekir. Tabii doğal, GDO’suz ve hibrit tohumlardan uzak üretilmiş kirazdan bahsediyoruz. Ve size, hem kirazdan maksimum verimi almanız hem de kışın kirlerinden arınmanız için üç günlük “kiraz detoksu”nu öneriyoruz.
KİRAZ DETOKSU SIRASINDA YAPILMASI GEREKENLER
1- Kiraz detoksuna başlamadan üç gün önce, detoksun etkisini artırmak amacıyla hayvansal gıdalar (kırmızı et, tavuk eti, yumurta, süt ve süt ürünleri gibi), kızartma, konsantre gıda, siyah çay, asitli içecekler ve beyaz ekmek tüketmemeye özen gösterilmelidir.
2- Detoks süresi boyunca her gece yatmadan önce yarım kahve fincanı zeytinyağı ve taze sıkılmış limon suyu karışımı içilmesi tavsiye edilir.
KİRAZ DETOKSU NASIL YAPILIR?
18-19 ve 20 Haziran günlerinde uygulanacak program aşağıdaki gibidir:
Kahvaltı: 3 bardak bitki çayı ve kilosu 60-70 arasında olanlar 500 gram, 70’ten fazla olanlar ise 1000 gram kiraz tüketmeli.
Öğle: 3 bardak bitki çayı ve kilosu 60-70 arasında olanlar 500 gram, 70’ten fazla olanlar ise 1000 gram kiraz tüketmeli.
Akşam (Gün batımı sonrası): 3 bardak bitki çayı ve kilosu 60-70 arasında olanlar 500 gram, 70’ten fazla olanlar ise 1000 gram kiraz tüketmeli.
Üç gün boyunca devam eden kiraz detoksunda, her öğünde en az 3 fincan yeşil çay ya da muhtelif bitki çayları (biberiye, karabaş, kantaron ve adaçayı) ve PH seviyesi yüksek, kaliteli, alkali sular bolca tüketilmelidir (En az 1,5-2 litre). Bitki çaylarında tatlandırıcı olarak sadece çiçek balı kullanılmalıdır.
Kiraz seçerken çok tatlı olan Napolyon kirazı yerine daha doğal, sarımtırak, beyaz ve küçük kirazlar tercih edilmelidir.
KİRAZ BULAMAYAN KARPUZU DENESİN
Kiraza kolay ulaşamayanlar, “karpuz detoksu” ile de aynı şekilde kışın kirlerinden arınıp bedenlerinden toksin ve ödemleri atabilir. Karpuz detoksu, temmuz-ağustos aylarında ve eylül ayına denk gelen aydınlık dolunay günlerinde (13-14-15’inde) uygulanabilir. (Karpuz mevsimi uzun olduğundan.)
Karpuz detoksuna başlamadan üç gün önce, detoksun etkisini artırmak amacıyla hayvansal gıdalar (kırmızı et, tavuk eti, yumurta, süt ve süt ürünleri gibi), kızartma, konsantre gıda, siyah çay, asitli içecekler ve beyaz ekmek tüketilmemeli. İki detoks arasında geçen sürede de bu kurala uyulmalıdır.
Şifalı otlar: Papatya etkileri ve yan etkileri
çay şeklinde içilirse;
papatya idrar miktarını artırır
iştahı açar
gaz ve safra söker
hafif yatıştırıcıdır
sünüzit tedavisinde buğu şeklide kullanılır.
saç rengini açar.
dahilen kullanıldığında;
yorgunluk,sinir sistemine bağlı diyare ve seyahat hastalıklarında ,gastrit kolit,gaz ve çocuklarda yatıştırıcı olarak kullanılır.
haricen kullanım şekli;
deri ve mukoza hastalıklarında,burun katarrı,bronşit,ağız-boğaz infeksiyonlarında buğu şeklinde,gingivit gibi diş hastalıklarında ve yine ağız ve boğazın iltihaplı durumlarında gargara olarak;eritem hemoroid ve bacak ülserlerinde ,anal ve genital iltihaplanmalarında banyo,kompres,merhem şeklinde kullanılır.
Yer fıstığının vücuda yararları nedir?
YER FISTIĞININ MUCİZE YARARLARI
- %45-60 oranında yağ, %20-30 oranında protein, %18 oranında karbonhidrat, vitaminler ve madensel maddeler içerir
- Yağı “0” kolesterol içerdiği için bilinen en sağlıklı yağdır. Ayrıca yoğun antioksidanlar ve oleik asit içerir.
-Yer fıstığında bol miktarda riboflavin, tiyamin, nikotinik asit ve E vitamini bulunur
-Ayrıca iç kabuğu pektin içerir.
-Bu içeriklerle yer fıstığı, damar sertlikleri, kalp ve tansiyon hastalıklarını önler, çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimlerini hızlandırıp bağışıklık sistemini güçlendirir.
-İleri yaşlarda zihinsel işlevlerin zayıflamasını önler, bedeni güçlendirir ve cinsel isteği arttırır.
- Kalsiyum içerdiği için akciğer hastalıkları ve akciğer kanserlerine karşı önemli bir destektir.
- İç kabuktaki pektin, sindirim sistemini düzenler.
Kırmızı reishi mantarının faydaları
Kırmızı Reishi Mantarı
• Günlük yaşamımızı sağlıklı ve moralli sürdürmek
• Vücudumuzu yaşamda karşılaşacağımız tüm etkilere karşı korumak
• Yaşın ilerlemesi ile oluşacak problemlerin önüne geçebilmek
• Bağışıklık, sinir, dolaşım, solunum, sindirim, boşaltım, kas ve kemik sistemlerini güçlendirmek ve bu sistemlerle ilgili yüksek tansiyon, kolesterol, diabet, bronşit, prostat, allerji gibi problemlerle başedebilmek
• Kanser , karaciğer bozuklukları, hepatit, diabet, virütik rahatsızlıklar , HIV/AİDS gibi hastalıklardan korunmak ve bu hastalıklarla savaşabilmek için
EN GÜÇLÜ DOĞAL YARDIMCIDIR
8 Ocak 2013 Salı
Ağır yemekler yanında Brokoli çorbası
Basit, pratik ve çok çok yararlı
En ağır yemeklere, 'en zararlı kaçamaklara bile brokoli çorbası ile başlamak, gördüğünüz zararı mutlaka azaltacak' emin olun. Üstelik hazırlanması da çok kolay. Brokoliyi hafifçe haşlayıp, suyu ile birlikte ya blendırdan geçireceksiniz ya da annelerimizin usulü ile kevgirden. Daha sonra klasik çorba yapar gibi, unu biraz zeytinyağı ile ile yakmadan kavuracaksınız, bir miktar sütle çırpıp, hazırladığınız sulu brokoli püresini ekleyeceksiniz, hepsi bu kadar.
Doğal antioksidan Brokoli
Birçok kanser türüyle savaşta en önemli silah: BROKOLİ
Brokoli de bulunan ve bir çok kanser türüyle savaşta önemli bir etken medde grubu 'izotiyosiyanatlar.' Bitkilerden, sebzelerden izole edilen birçok bileşke var ancak bu grubun özelliği, üzerinde sülfür bileşiklerinden oluşuyor, yani brokoliyi haşlasanız da bu aktif maddelerin etkinliğinde kaybolma olmuyor. İzotiyosiyanatların karaciğerdeki bazı enzimleri etkileyerek, gıdalarla veya başka bir yolla aldığımız kansorejenlerin hücrenin genetik şifresi olan DNA'ya zarar vermesini engellediği düşünülüyor. DNA'nın hasar görmesinin çoğunlukla kanser oluşumuyla sonuçlandığı ise kanıtlanmış bir bilimsel gerçek.
Biliyor muydunuz ?
Çok ilginçtir ki mesane kanserlerinin dış görünüşü de aynen karnabahar ve brokoliye benzerler hatta patoloji kitaplarında 'karnabahar tarzı büyüme' diye geçer bu durum.
Çok güçlü bir antioksidan
Brokoli, zengin bir C vitamini kaynağı aynı zamanda. Bu vitamin kanserle savaşta etkisi hakkında neredeyse şüphemizin kalmadığı güçlü bir antioksidan.Yine kanserle savaşta en az C vitamini kadar etkili bir başka vitamin olan A vitaminini de bolca içeriyor bu yemyeşil sebze. Ayrıca, kansere karşı koruyucu özelliği oldukça yüksek iki minerali, çinko ve selenyum da bünyesinde barındırıyor. Selenyum, minareller arasında kanserle savaşta en güçlü olanı, hatta o kadar güçlü ki bir dönem kanser hastalarında selenyum tabletleri kullanımı oldukça popüler olmuştu ancak ben bu kıymetli mineralin tablet değil de besinlerle alınması taraftarıyım, brokolide de en zengin kaynaklarından biri.
Kanserden korunmada vücudun kalkanı
Brokoli ayrıca iyi bir kalsiyum ve folik asit kaynağı. Folik asit, bağışıklık sistemi için oldukça elzem çünkü akyuvar üretimi için kemik iliğinde daha yapım aşamasında mutlaka gerekli bir vitamin ve bu yüzden eksikliğinde kansızlık yanı sıra bağışıklık zayıflığı da oluşuyor. Güçlü bir bağışıklık sistemi ise kanserden korunmak için ilk kalkan vücudumuzda.
Et yemeklerinin yanında tüketin
Brokoli içeriğindeki çözünebilir bitkisel lif, kabızlığı engelleyerek kronik kabızlığa bağlı uzun vadedeki kalın bağırsak kanseri oluşum riskini de en aza indirgiyor. Bunu aynı zamanda gıdalardaki kanser yapıcı maddelerin bağırsak yüzeyine temasını engelleyerek yapıyor, bu nedenle bu sebzenin şifasından faydalanmak için kürler halinde tüketmek yerine, yemeklerle birlikte, özellikle de et yemeklerinin, kızartmaların yanında tüketmek gerekiyor.
Mutfaklardan eksik edilmemeli
Her gün brokoli yemeği yemekten veya haşlayıp suyunu içmekten elbette sıkılabilirsiniz ama özellikle mevsimindeyken bu sebzeyi her yemeğin yanında, garnitür olarak sofraya koyma alışkanlığını kazanmanız çok daha önemli hafifçe haşladığımız brokolinin üzerinde sızma zeytinyağı ve limon suyu gezdirip sofraya koyup her yemeğin yanında bir-iki çatal almak, o gün tükettiğimiz gıdalardaki kansorejen maddelerin etkisini biraz olsun azaltacaktır. Bir de, brokoli çorbasını artık Türk mutfağına sokmamız gerekli diye düşünüyorum.
Kansere karşı doğal silah: Bamya
Bamya denildiğinde akla ilk gelen şey müsilajlar olsa gerek, yani bamyayı 'sümüklü bamya' yapan bileşeni. Bamyanın, çoğu kişi tarafından sevilmemesini sağlayan bu bileşen müsilaj denen kaygan, çoklu şeker yapısında bir madde. Bamyadaki müsilajlar ve reçineli zamklar, mide bağırsak yüzeyini de kayganlaştırır ve bu bölgeleri kansere karşı korur bir diğer değişle, besinlerle alınan kansorejen maddelerin bağırsak yüzeyi ile temasını, yani kanser yapabilme kabiliyetini en aza indirir. Bağırsak iç yüzeyini yalnızca kansorejen maddelerden değil aynı zamanda tahriş edici diğer maddelerden de korur, yüzeyi kayganlaştırarak.
Bağırsak temizliği yapar
Besinlerle bir şekilde, kimyasal veya fiziksel tahriş etme özelliği olan maddeler alabiliyoruz ancak 'sümüklü bamya' çok iyi bir şekilde alt ediyor bu maddeleri. Bamyadaki müsilaj ve zamklar, kolesterole bağlanarak fazla kolesterolün de atılmasını sağlarlar. Bamyanın içerdiği çözünebilir bitkisel lif ise hem bağırsak temizliği yapar hem de probiyotik özelliğe sahiptir, yani, bağırsaklarımızdaki bizi koruyan faydalı bakterileri besler.
Ağız ve boğaz kanserlerini önler
Bamyanın kansere karşı koruyucu etkisi, içerdiği bu 'sümüksü madde' ile sınırlı değil. Bamyadaki bir başka 'KANSER SAVAR' madde de oldukça fazla miktarda ihtiva ettiği 'glutatyon'. Atlanta'da Emory Üniversitesi'nde yürütülen 1800 kişinin dahil edildiği bir çalışmada, yüksek miktarda gllutatyon içeren diyetle beslenen kişilerde ağız ve boğaz kanserlerinin yüzde 50 oranda daha az görüldüğü sonucuna varıldı, asla 'tesadüf' denilemeyecek bir oran bu.
Biliyor muydunuz ?
Bamyadaki polifenoller, bitkilerdeki en önemli antioksidanlardan. Antioksidanlar, yalnızca kansere karşı değil, alzheimerdan, kalp damar tıkanıklıklarına kadar bir çok kronik hastalığa karşı da koruyucular.
Bamya, 'soğandaki antioksidan' olarak da ünlenen quersetin bakımından da oldukça zengin bir sebze. Quersetin potansiyel diğer birçok antioksidan daha güçlü, bu yüzden uzunca bir dönem bilim dünyasında kansere karşı koruyucu olarak gündeme oturdu.
Etiketler:
doğal şifa,
kanser,
kanser tedavisi,
sağlık,
şifalı bitkiler
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






