16 Temmuz 2020 Perşembe

Koah hastalarının Nefesi Ayak Masajı ile Açılabilir.

Breathing of Koah patients opens with foot massage


ATATÜRK Üniversitesi İç Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Hatice Polat, Türkiye'de ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalarında (KOAH) görülen nefes darlığı ve yorgunluğun, ayağa yapılan masajla rahatlatıldığını söyledi.

Göğüs Hastalıkları Hastanesinde KOAH tanısı konulan 30 hastaya haftada 2 kez olmak üzere 8 seans 'Refleksoloji Masajı' uygulayan Yrd. Doç. Dr. Hatice Polat, bu hastaların diğer hastalara oranla nefes darlığı ve yorgunluk şikayetlerinin azaldığı hatta, enerjilerinin arttığını belirledi. Her ayakta 7 bin 200 sinir ucu bulunduğunu söyleyen Hatice Polat, hastalara refleksoloji uygulayabilmek için İstanbul'daki 'Türkiye Masaj Enstitüsü' tarafından verilen uygulamalı 'Refleksoloji Masajı' kursuna katıldığını söyledi.

Kursu başarı ile tamamladıktan sonra Erzurum'daki Göğüs Hastalıkları Hastanesi'nde KOAH tanısı konulmuş 30 kişi üzerinde refleksolojinin etkisini belirlemek amacı ile çalışma yaptığını ifade eden Yard. Doç. Dr. Polat, "Refleksoloji ile ayaktaki sinir noktaları özel tekniklerle uyarılarak elektrokimyasal masajlar ortaya çıkar ve nöronlar yardımıyla ilgili organlar uyarılır. Fiziksel problemlerle ilgili gerginlik ve stresi rahatlatarak onların gevşemesini sağlar. Bu gevşeme sırasıyla, vücudumuzdaki bezleri, bağışıklığı ve sinir sistemini etkiler. Araştırma sonuçlarına göre refleksoloji uygulaması sonrası deney grubundaki hastaların nefes darlığı ve yorgunluk şikayetlerinin azaldığı, enerjilerinin arttığı belirlenmiştir" dedi.



MASAJ, NASIL YAPILIR?

Refleksoloji seansı sırasında organların, endokrin bezlerin ve vücut bölümlerinin yansıması kabul edilen spesifik noktalara baskı uygulandığına dikkati çeken Yard. Doç. Dr. Hatice Polat şunları söyledi:

"Refleksoloji uygulanan kişinin boyun, bel ve dizleri desteklenecek şekilde yarı oturur pozisyonda, ayaklara yapılacaksa ayaklar uygulayıcının göğüs hizasında olmalıdır. Refleksoloji 10 dakikadan 45 dakikaya varan sürelerde uygulanır. Uygulama seanslar şeklinde haftada 1-2 kez yapılabilir. Seans süreleri hastalığa ve semptoma göre değişiklik gösterir. Refleksoloji uzmanı, desteklemek, masaj yapmak, bastırmak veya rahatlatmak amacıyla çeşitli biçimlerde elleri, başparmakları ve parmaklarını kullanır. Refleks bölgeleri masajı uygulaması için toplam beş basma tekniği vardır. Başparmak hareketi, parmak hareketi, ovma hareketi, sıvazlama hareketi ve sıkma hareketidir. Basınç şiddeti kişinin fiziki yapısı, yaşı ve o andaki sağlık durumu göz önünde bulundurulacak şekilde ayarlanır. Örneğin iri yapılı bir insana daha kuvvetli, zayıf, yaşlı ve çocuklara ise normal şekilde basarak masaj yapılır. Bu basınç genellikle oldukça derindir, ama acı verici olmak zorunda değildir."



MASSAGE, HOW IS IT DONE?

He pointed out that during the reflexology session, pressure is applied to specific points that are considered to be reflections of organs, endocrine glands and body parts. Assoc. Dr. Hatice Polat said:

"If the reflexologist is applied, the neck, waist and knees of the person to be supported should be in a semi-sitting position and the feet should be at the level of the chest of the practitioner. Reflexology should be applied between 10 minutes and 45 minutes. Application can be done 1-2 times a week in the form of sessions. Session times vary depending on the disease and symptom. The reflexologist uses various forms of hands, thumbs and fingers to support, massage, suppress or relax.There are a total of five pressing techniques for massaging reflex zones: thumb motion, finger motion, scrub motion, stroking motion, and squeezing motion. "The physical structure of the person is adjusted to take into account the age and the current health status. For example, a larger person is massaged by pressing stronger, weaker, older and children normally. This pressure is usually quite deep, but it does not have to be painful."

31 Mart 2014 Pazartesi

Kanseri haber veren 7 belirtiye dikkat

“Kanser”, belirtileri hakkında bilinçli olunması ve erken dönemde teşhis edilebilmesi sayesinde günümüzde artık tedavi edilebilen bir hastalık… Kanserden korunmak ve sağlıklı bir yaşam sürmek ise vücutta meydana gelebilecek küçük değişiklikleri önemsemekle mümkün…

Memorial Sağlık Grubu Antalya Onkoloji Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, 1-7 Nisan Kanser Haftası’nda, vücutta hangi değişikliklerin hangi kanserlere işaret edilebileceğini anlattı. Prof. Dr. Özdoğan, bu belirtilerin kısa süreli görüldüğünde önemsiz olabilse de, birkaç haftadan uzun sürmesi durumunda doktora başvurulması gerektiğini vurguladı.

Karında şişlik 2 haftadan uzun sürüyorsa…
Sürekli devam eden, karında 2 hafta veya daha uzun süren şişlik ciddiye alınmalıdır. Karında şişlik veya genişleme, yumurtalık kanserinin erken ve bazen de tek belirtisi olabilir. Karında şişlik, hem erkek hem de kadınlarda sık görülen yaşam kaybı riski yüksek olan kolorektal yani kolon ve rektum kanserlerinin belirtisi de olabilir.

Az miktar yemek sonrası sindirim zorluğu varsa…
Az miktarda yenen bir yemek sonrası bile tokluk hissetmek yumurtalık, pankreas veya mide kanseri belirtisi olabilir. Pankreas kanseri, en zor tedavi edilen ve mümkün olan en erken evrede tespit edilmesi gereken bir türdür. Hem erkek hem de kadınlarda görülen pankreas kanserinin diğer sık rastlanan belirtileri; iştah kaybı, istem dışı kilo kaybı, sarı renk gözler ve/veya cilt (sarılık) ve solgun, iri, kaygan ve yüzen dışkıdır.

Sık idrara çıkılıyor ve dışkılama alışkanlıkları değişiyorsa…
Sık idrara çıkma veya sık idrara çıkma isteği olmasına rağmen idrara çıkamama, mesane kanserinin sinsi belirtilerindendir. Daha çok ileri yaştaki erkekleri etkileyen bu hastalıkta, kırmızımsı sarı veya koyu kırmızı idrar görülür. Sık idrara çıkma isteği, yumurtalık kanserinin de göze çarpan belirtilerinden biridir. Dışkılama alışkanlıklarında birkaç günden uzun süren değişiklik (ishal, kabızlık v.s.) veya dışkılama hissi, dışkılama sonrası rahatlayamama gibi belirtiler de kolorektal kanserlerin göstergesi olabilir.

Memede ele gelen kitle ve değişiklikler görülüyorsa…
Memede kitle, meme kanserinin en sık rastlanan belirtilerinden biri olmasına rağmen daha göze çarpan belirtileri de mevcuttur. Memenin tümü veya bir kısmında şişlik, memenin derisinde kızarıklık veya renk değişikliği, nadir görülen ancak oldukça agresif olan ve yaşam kaybı riski taşıyan inflamatuvar (iltihaplı) meme kanseri belirtileri olabilir. Bu belirtiler sadece kadınlar için değil, erkekler içinde meme kanserinde dikkat edilmesi gereken belirtilerdir.

İstem dışı kilo kaybediliyorsa…
Kilo kaybı istem dışında gerçekleşirse, kanserin habercisi olabilir. Açıklanamayan kilo kaybı; mide, pankreas, akciğer ve zaman zamanda böbrek kanserlerinde sıkça rastlanan bir belirtidir. İstem dışı kilo kaybı, kişinin iştahı yerinde olmasına ve iyi beslenmesine rağmen kilo kaybı yaşamasıdır. Buna ek olarak, bazı kişilerde mide bulantısı, kusma ve halsizlik belirtileri de görülebilir.

Ses kısıklığı uzun sürüyorsa…
Ses kısıklığı; soğuk algınlığı, alerji veya basit bir ses rahatsızlığı olarak değerlendirilebilir. Ancak devam eden ses kısıklığına dikkat edilmesi gerekir. Sigara kullanan kişilerin, devam eden ses kısıklığında doktora başvurması olası gırtlak veya akciğer kanserinin daha erken teşhis edilmesine ve daha etkin bir tedaviye imkan sağlar. Ayrıca, ses kısıklığı özofajeal, mide veya tiroid kanseri belirtisi olarak da görülebilir.

Tırnakların üzerinde çizgilenmeler varsa…
Ayak veya el tırnaklarınızda görülen koyu renk çizgiler, endişelenecek bir durum olduğu anlamına gelmeyebileceği gibi en fazla yaşam kaybı riski taşıyan kanser türlerinden biri olan cilt kanserinin (melanom) belirtisi de olabilir. Bu belirtilerin göz ardı edilmemesi gerekir. Bunun yanı sıra kronik yaralar, deri tüberkülozu, yara izleri, bazı kanserojen madde içeren kimyasallar ve risk taşıyan benlerin (rengi ve şekli değişik, büyük benler) cilt kanserinde etken rol oynayabileceği unutulmamalıdır.Stargazete.com

5 Şubat 2014 Çarşamba

Tuğba Ekinci delikanlım şarkısı için Yıldız Tilbe'den özür diledi.


Tuğba Ekinci geçen günlerde kötü söylediği delikanlım şarkısı için Yıldız Tilbe'den özür diledi.

Yıldız Tilbe'yi dinlemeye giden Tuğa Ekinci, Tilbe'nin daveti üzerine sahneye çıktı. Geçen günlerde çıktığı programda söylediği Delikanlım şarkısını kötü yorumladığı için özür diledi. Ekinci, "Delikanlım isimli şarkı benim repertuarımda da var, sende biliyorsun ama o gün bir terslik oldu" dedi."Sen büyük üstad, biz senin sayende manşet olan küçük kızlar" diye Tilbe'ye övgü yağdıran Ekinci sözlerinin ardından yine Delikanlım şarkısını söyledi.

Odatv.com

4 Şubat 2014 Salı

Kalça Küçülten Diyet kürü


Kalçalarınızın genişliğinden şikayet mi ediyorsunuz?

Pek çok kadının başlıca derdi olan kalça problemini ortadan kaldıran şok diyet....

Uygulayacağınız 6 haftalık diyetle kalça ve basen bölgelerinizdeki fazla yağlardan kurtulabilirsiniz. Amerikalı ünlülerin denediği bu diyetle sadece vitrinden izlemekle yetindiğiniz dar pantolonları üzerinizde rahatlıkla taşıyabilirsiniz.

Diyetin amacı hareketsizlik ve yanlış beslenme sonucu vücudun alt tarafında toplanan yağlardan kurtulmak için çok özel bir diyete ihtiyaç var.

Uygulayacağınız diyet her yerde kolayca bulup tüketeceğiniz gıdalardan oluşuyor. En önemlisi de oldukça ekonomik oluşu.

Diyetin birinci dereceden etkilediği bölüm kalça ve basen ardından da bacaklar geliyor. Özellikle binici pantolonu olarak adlandırılan kalça ve diz kapağı bölgesinde fazla kilo problemi olan kişiler tam 6 hafta içinde etkili çözüme kavuşabiliyorlar. Diyet kayısı ve badem müsli olarak tanınıyor.

Müslinin hazırlanışı

Hazırlayacağınız müslinin tadı oldukça leziz. İçeriğinde badem ve kurutulmuş meyvalar ve tahıllar kadar pek çok vücudunuza faydalı gıdalar bulunuyor. Ancak hepsi bir araya getirildiğinde kalça bölgenizdeki yağları hızla eritip, sizi forma sokuyor.

2 fincan yulaf tanesi, 2 fincan kırılmış fındık, 1 fincan buğday, 1 fincan çekirdeksiz kuru üzüm, 1 fincan ayçiçek tohumu, 1 fincan badem, 1 fincan ince kıyılmış kuru kayısı..

Malzemeleri karıştırıp, blenderdan geçirin. Hazırladığınız karışımı tam 12 porsiyon olacak şekilde eşit parçalara ayırın. Her porsiyonda karışımı bir bardak diyet soğuk süte ilave ederek tüketeceksiniz. Tabii üzerine yarım dilim muz da ekleyebilirsiniz.


Kahvaltı: Bir porsiyon hazırladığınız müsli, bir fincan süt ve dilimlenmiş yarım muz

Saat 11.00: Bir elma

Öğle: Bir porsiyon müsli ve yarım muz

Öğleden sonra: Bir avuç kuru üzüm

Ana öğün: Meyveyle birlikte temel gıdalar (Aşağıda gün gün verilen yiyecekleri tüketin)

Yatmadan önce: Bir portakal

Meyveler: Elma, kayısı, iki kurutulmuş erik, bir mango

Günlük programınızda ana öğünler

Pazartesi: Bir parça tavuk kanat ya da göğüs ızgara, yeşil salata ve bir meyve.

Salı: İki yumurtalı omlet, domates ve rendelenmiş havuçla tüketilecek.

Çarşamba: Bir çay fincanı büyüklüğünde yer tutan spagetti, bir meyve.

Perşembe: İnce dilimlenmiş bir tavuk göğsü. Haşlanmış havuçla servis yapılacak. Dilerseniz yanına haşlanmış brokoli de alabilirsiniz. Ek olarak bir meyve.

Cuma: Ton balıklı yeşil salata. Bir adet katı pişmiş yumurta, bir meyve.

Cumartesi: Bir parça hindi göğsü, mısırla karışık yeşil salata, bir meyve.

Pazar: 3 dilim rosto edilmiş biftek, havuçlu brokoli salatası ve iki adet haşlanmış patates, bir meyve.

28 Ocak 2014 Salı

Vitamin eksikliği saç dökülmesine sebep oluyor.


Vitamin eksikliği saç döküyor!..
Kadın erkek herkesin ortak problemlerinden biri olan saç dökülmesine birçok problem neden olabiliyor. Vitamin ve mineral eksikliği de bu sebeplerden biri.

Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Hayati Akbaş, saç dökülmesi nedenleri hakkında bilgi verdi. “Saç dökülmesi hem erkeklerde hem de kadınlarda görülebilen can sıkıcı bir problemdir." diyen Akbaş, "Saç kaybı veya sağlığını yitiren saçlar birçoğumuzda, görünümümüzün bozulduğu,çekiciliğimizin cazibemizin düştüğü hissine ve buna bağlı öz güven kaybına neden olabilir. Sağlıklı bir insanda saçların yaklaşık yüzde 90'ı büyüme halinde yüzde 10'u ise dinlenme halindedir. Her gün ortalama 50-100 tel kayıp normal kabul edilebilir. Bunun üzerinde kayıp zaman içerisinde saçların seyrelmesine sebep olacaktır. Altta yatan neden varlığı araştırılmalıdır. Kişinin saç kaybı vitamin, mineral eksikliği gibi değiştirilebilen veya olağan saç dökülmesi yaşlılık dökülmesi, genetik saç kaybı(erkek tipi saç kaybı) gibi değiştirilemeyen nedenlere bağlı olabilir.Eğer varsa,öncelikle sebebin ortadan kaldırılması gerekir." şeklinde konuştu.

Saçsızlık ya da bir başka deyişle kellik sorunu yaşayan hastalar için günümüzde en geçerli modern tedavi yönteminin saç ekimi olduğunu söyleyen Akbaş, "Saç ekiminde FUT tekniği ya da FUE tekniği veya mikro - minigraft megasession tekniği gibi farklı isimlerle anılan teknikler mevcuttur. Hangi teknik kullanılırsa kullanılsın yapılan işlemin esası aynı olup saçlı bölgeden kökü ile birlikte saçın alınması ve kel olan bölgeye uygun bir şekilde yerleştirilmesi söz konusudur. Saç ekimi bölgesel uyuşturma ile başın arka kısmından alınan saç köklerinin başın saçsız olan bölgesine yeniden dağıtılmasıdır. Yani kişinin kendine ait olan saçların kel alanlara ekilmesi işlemidir. Yapılan işlem bir cerrahi işlem olmasına rağmen diğer cerrahi işlemlerle kıyaslandığında oldukça basit, riskleri oldukça az sonuçları ise yüz güldürücü bir müdahale şeklidir. Saç ekiminde günümüzde en sık kullanılan yöntem fue tekniğidir. Bu yöntemde cerrahi skar olmaz, yani başın arka kısmında saç alınan bölgede ortaya çıkan,ince çizgi şeklindeki yara izi yoktur." bilgisini verdi.

Saç ekimi sonrası çıkan saçlar kişinin kendi doğal saçları olduğu için tamamen normal fiziksel ve fizyolojik özelliklere sahip olduğunu belirten Akbaş, "Diğer saçlar gibi uzar, tıraş edilir, boyanır vs. Saçın tüm karakteristikleri alınan bölgenin özelliklerini taşır. Bu özellik nedeniyle de başın arka kısmından alınarak ekilen saçlar dökülmez, çünkü biliyoruz ki saçlarımız ne kadar dökülürse dökülsün başın arka kısmındaki saçlar dökülmemektedir. Aynı hafıza ekim sırasında diğer özelliklerle birlik de yeni yerine taşınmaktadır. Tüm bu özelliklerinden dolayıdır ki, kalıcı saç dökülmesi sorunu yaşayanlar için günümüzde en geçerli modern tedavi yöntemi saç ekimi yöntemidir." ifadelerini kullandı.

18 Ekim 2013 Cuma

Termal suları şifa kaynağı.

Dr. Mustafa Eraslan, termal suların; içilerek, yüzülerek ve banyo yapılarak farklı yöntemlerle pek çok açıdan şifa olduğunu belirterek, "Bu sulardan istifade edecek vatandaşların doktor kontrolü ve tavsiyesinde bir kullanım yapmaları daha doğru olur" dedi.

Bitkisel formüllere dayalı tedavi anlayışıyla tıp dünyasında farklı bir yer edinen Dr. Mustafa Eraslan, önemli doğal şifa kaynaklarından olan kaplıcaların sağlık üzerindeki etkilerine dair açıklamalarda bulundu. Afyon’da bulunan Gazlıgöl’e giden Eraslan, bölgenin dünyanın en önemli termal merkezlerinden biri olduğunu söyledi. Eraslan, “Son yıllarda yapılan yatırımlar bölgeye olan ilgiyi oldukça arttırdı. Sağlık turizmi ve koruyucu hekimlik açısından yoğun bir talep alan Gazlıgöl mevkiindeki termal sular, dünya standartlarının oldukça üstünde. Bölgenin termal suyunun mineral sayısı ve zenginliği bölgeyi benzerlerinden ayrıştıran başlıca unsurlardan biri” diye konuştu. Bölge yatırımcılarının daveti üzerine Gazlıgöl’ü ziyaret eden Dr. Mustafa Eraslan, termal suların önemli bir şifa kaynağı olduğunun altını çizdi.
Koruyucu hekim termal sular

Termal suların özelliklerinden bahseden Dr. Mustafa Eraslan, bu tarz doğal kaynakların koruyucu hekimlik vazifesi yürüttüğünü, böylece birçok hastalığın tedavisinde yardımcı ve önleyici özellik taşıdığını söyledi. Eraslan, termal suların içilerek, yüzülerek, banyo yapılarak ve çamur banyosu gibi farklı yöntemlerle pek çok açıdan şifa olduğunu belirtirken, bu sulardan istifade edecek vatandaşların doktor kontrolü ve tavsiyesinde bir kullanım yapmalarının daha doğru olacağını ifade etti.

En sağlıklı besinleri tüketin.

ELMA

Pektin, Bioflanovoid, C vitamini
Kolesterol düzeyini düşürüyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.


ENGİNAR

Cynarin, bol miktarda B ve C vitamini
Kan şekerini düzenliyor. C vitamini kalbi güçlendiriyor.


MUZ

Potasyum, B6 vitamini, Serotonin, Magnezyum
Rahatlatıyor ve uyumaya yardımcı oluyor.


FASULYE

Demir, Kalsiyum, B ve C vitamini, Protein
Kan ve hücre yapımına yardımcı oluyor.


BROKOLİ

Magnezyum, A ve C vitamini, Potasyum
Kansere karşı koruyor, kasları güçlendiriyor.


ESMER BUĞDAY

Lysin, Lezithin
Beyni ve sinirleri besliyor, öğrenmeyi güçlendiriyor.


MANTAR

Sodyum, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum
Kasları güçlendiriyor, saç ve tırnakları besliyor.


ACI MARUL

Yaşamsal önem taşıyan maddeler, Eser element, Potasyum, Fosfor
Yağ metabolizmasını düzenliyor, felç riskine karşı koruyor.


BEZELYE

Bitkisel protein, Magnezyum
Kolesterol düzeyini düşürüyor, bğırsak kanser riskni azaltıyor.


ÇİLEK

C vitamini, Kalsiyum, Potasyum
Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, metabolizmayı harekete geçiriyor.


REZENE

C vitamini, Uçucu yağlar, Demir, Potasyum, Kalsiyum
Öksürüğü önlüyor, vücuda oksijen alımını artırıyor.


KÜMES HAYVANLARI

Protein, Potasyum, Magnezyum, B vitamini, Çinko
Baş ağrısı sorununa karşı etkili, stresten arındırıyor.


GREYFURT

Folikasit, C vitamini
Kan basıncını azaltır, kan yapımını artırır.


YULAF

Karbonhidrat, Demir, Magnezyum, B vitamini
Enerji sağlıyor, kas kramplarını önlüyor, idrar söktürüyor.


KUŞBURNU

Likopen, C ve E vitamini, Demir
Soğuk algınlığı ve gribe karşı önleyici etkiye sahip.


RİNGA BALIĞI

Omega3 yağ asidi, Sodyum, Potasyum
Damar sertliğini ve yüksek tansiyonu önlüyor.


AHUDUDU

C vitamini, Potasyum, Kalsiyum, Demir, Folikasit
Virüs ve bakterilere karşı koruyor, tümör oluşumuna engel oluyor.


MÜRVER

Potasyum, B1 vitamini, C vitamini
Terleten ve öksürüğü azaltan etkiye sahip. Kabızlığa iyi geliyor.


YOĞURT

Kalsiyum, Riboflavin, B12 vitamini
Bağırsak kanserine karşı bağışıklık sistemini güçlendiriyor.


FRENK ÜZÜMÜ

C vitamini, Niasin, Kalsiyum
Sinir ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlıyor.


PEYNİRp

Protein, Sodyum, Potasyum, Kalsiyum
Kemikleri güçlendiriyor, sinirleri koruyor.


HAVUÇ

A vitamini, Selenyum
Sperm üretimini sağlıyor, vücudu enfeksiyonlara karşı koruyor.


PATATES

Mieraller, C vitamini, Bitkisel Protein, Potasyum
Kansere karşı koruyucu, vücudu toksinlerden arındırıyor.


KEFİR

Asit laktik, Asit laktik bakterileri
Bağırsak enfeksiyonuna, kabızlığa ve gaza iyi geliyor.


KİVİ

C vitamini, Karotionid, Flavonoid
Zayıflatıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.


SARIMSAK

Quercetin, Ajoene ve Allisin
Kansere karşı bağışıklık sistemini güçlendiriyor.


SOM BALIĞI

Omega3 yağ asidi ve D vitamini
Kemikleri güçlendiriyor, meme kanseri riskini azaltıyor.


PIRASAp

Allisin, Çinko, Manganez, Selenyum
Kan basıncını düşürüyor, kalbi ve damarları güçlendiriyor.


MERCİMEK

Çinko ve Aminoasit
Yorgunluğu gideriyor, strese karşı etkili


MISIR

Çinko, Magnezyum ve B vitamini
Stresle savaşıyor, bağırsak kanserini önlüyor.


USKUMRU

Omega3 yağ asidi, D, B6-B12 vitaminleri ve İyot
Kan basıncını düşürüyor, moral yükselten etkiye sahip


MANGO

A ve B vitamini, Çinko
Cinsel enerjiyi yükseltiyor,orgazm yeteneğini artırıyor.


DENİZ BİTKİLERİ

Omega3 yağ asidi, Pantothenik asit
Kolesterol düzeyini düşürüyor, kalp krizi riskini azaltıyor.


SİYAH TURP

C vitamini, Kalsiyum, Potasyum, Demir
Bağışıklık sistemini ve kan dolaşımını güçlendiriyor.


KAVUN

Mahnezyum, Potasyum ve Kalsiyum
Vücuttaki su düzeyini ayarlıyor, idrar oluşumunu artırıyor.


SÜT

Kalsiyum, D, A ve B2 vitaminleri
Kemik oluşumunu teşvik ediyor, bağırsak kanserine karşı koruyor.


PEYNİR SUYU

Sodyum, Potasyum, Kalsiyum, Laktik asit bakterileri
Sindirim sistemi şikayetleri ve mide yanmasına karşı iyi geliyor.


CEVİZ, FISTIK, FINDIK

B ve E vitamini, Çinko, Demir
Sakinleştiriyor, uyumayı sağlıyor, stresi azaltıyor.


ZEYTİNYAĞI

Doymamış yağ asidi, E vitamini
Kötü huylu kolesterol düzeyini düşürüyor, hücreleri koruyor


PORTAKAL

B ve C vitamini, Potasyum, Kalsiyum, Selenyum
Vücuttaki fazla suyun atılmasını sağlıyor.


PAPAYA
Karotinoid, Enzimler, C vitamini
Kalp hastalıklarını önlüyor, stresi azaltıyor


YEŞİL-KIRMIZI BİBER

Capsaicin, A ve C vitamini, Çinko
Baş ağrısı ve migrene karşı koruyucu etkiye sahip


ERİK

Potasyum, Demir, B vitamini
Vücuttaki fazla suyun atılmasını sağlıyor, enerji veriyor.


KIRILMAMIŞ PİRİNÇ

Protein, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum
Mide anması ve gaza karşı etkili. Vücuttaki fazla suyu atıyor.


RAVENT

Magnezyum, Manganez, Kalsiyum, B vitamini
Sağlıklı kemiklerin oluşumuna katkıda bulunuyor.


DANA ETİ

Demir, Protein ve Potasyum
Soğuk algınlığı, öksürük ve gribe karşı iyileştirci etkiye sahip.


LAHANA TURŞUSU

Laktik asit bakterileri ve B12 vitamini
Tümör oluşumunu önlüyor.


KEREVİZ
Potasyum, Sodyum, Kalsiyum, Magnezyum
Kabızlık, mide ve bağırsak sorunlarına karşı etkili.


SHIITAKE MANTARI

Lentinan, D vitamini
Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, kanser oluşumunu engelliyor.


SOYA

Yağ, E vitamini ve Protein
E vitamini hücreleri koruyor, kanser riskini azaltıyor.


Ben bu yukardakilerden Yoğurt, zeytinyağı, Kırmızı ve yaşil biber sağlığım icin bilhassa kullanıyorum. Ama diğer yandan Patates, Fasülye , Bezelye gibi normal yemekleride zaten herkes yemeyi ihmal etmiyordur.

Sağlıklı yemeler diliyorum.