diyet formülleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diyet formülleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Mart 2013 Cuma
Hatalı Zayıflama Programları
*Kişiye uygun özel olmayan programlar.( özellikledergi, gazete vb. yöntemlerle yayınlarda bulunan, kişilerin özellikleri dikkate alınmayan programlar)
*Çok kısa sürede hızlı kilo kaybı vaat eden sihirli şok programlar.( Bu tür programlarla kilo kaybı sağlansa da, hızlıca kaybedilen kilonun korunması mümkün olmamaktadır)
* Kişinin ihtiyacına, gereksinimine göre hazırlanmamış, kontrol altında çok düşük kaloriliprogramlar.
* Özel zayıflama ürünleri önerip, yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmayanprogramlar.
* Tek besine dayalı programlar. ( Can sıkıcıdır ve yiyeceklerden tiksinme duygusu geliştirebilirler, kısa sürede etkili olmalarına rağmen, kilo kaybı kalıcı olmamaktadır. Besin öğeleri alımı yetersiz ve dengesizdir.
* Vücutta sadece su kaybına yol açan, kilo kaybı söz konusu olmayan diüretik ilaçlar ve saunalar.
* Hatalı zayıflama programları, diyetisyenlerin dışındaki kişilerin önerdiği hemen hemen tüm beslenme programlarını kapsayabilir. Diyetisyenler aldıkları eğitim gereği, beslenme programlarını kişiye göre ayarlayabilirler. Aynı zamanda dengeli ve düzenli beslenme programını, kişiye alışkanlık halinde yerleştirebilecek kişilerdir.
3329_diyet2
Hatalı Zayıflama Diyetleri:
1- Açlık Diyetleri:
Günde 200 kkal’den az enerji içeren diyetlerdir. Yağsız vücut kitlesindeki yağ dokusu ile birlikte oluşan kayıp sonucu negatif azot dengesi oluşur. Sıvı, elektrolit kayıpları nedeniyle vitamin ve mineral eksikleri yüksektir. Ağır sonuçları nedeniyle günümüzde pek kullanılmamaktadır. Çok sayıda ani ölüm bildirmiştir. Kalpte meydana gelen ritim bozuklukları, en önemli ölüm nedenlerinin başında gelir.
2- Karbonhidrat Diyeti:
Besinler içerdikleri karbonhidrat dengesine göre puanlandırılmaktadır. Kişiye günde 60 gram karbonhidrat alımı önerilmektedir. Karbonhidrat diyetleri sadece karbonhidrat ağırlığı olan diyetlerdir.Bu durum vücutta zararlı asit varlıklar oluşturulmasına neden olur. Bu tip diyetlerde enerji ağılıklı olarak proteinlerden sağlanır. Proteinin ısı üretme ( termik) etkisi yüksek olduğu için enerji harcaması artar. Bu durum zayıflama gibi görünür, ama vücudun kas dokusu ölçüsüz olarak harcanır. Proteinden zengin besinler kişiye oldukça tokluk hissi verir ve bir sonraki öğünde besin alımı azalır. Ancak, bu tip diyetlerde uzun süre sonra olumsuzluklar başlar. Yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmadığından kilo kaybı da kalıcı olmamaktadır.
3329_diyet3
3- Ticari Diyet Programları:
Paketlenmiş ürünler olarak, sıvı ya da toz şeklindedirler. Proteini yüksek, karbonhidrat ve yağı düşük oranda içerirler. Enerji açısından sınırlı olduklarından hızlıca zayıflama sağlarlar. Kişiler besin seçiminde doğru karar verme düşüncesinden kurtulduğu için bu durumu kolayca benimserler. Hızlı ve doğru beslenme alışkanlığı kazanamadıklarında dolayı ağırlıklarını koruyamazlar. Dengesiz ve yetersiz bir beslenme türü olduğu için sağlık açısından riskli durumlar söz konusu olabilir.
4-Ketojenik Diyetler:
Diyetle alınan karbonhidrat miktarı aşırı kısıtlanmış olduğundan, kanda keton cisimlerinin artmasına neden olan diyetlerdir. Ketojenik diyetler besin öğeleri açısından dengesiz olmaları ve önemli sağlık sorunları oluşturabilmeleri nedeniyle obezite tedavisinde kullanılmaları önerilmemektedir. Hızlı kilo kaybı nedeniyle vücut sıvısında azalmaya neden olur. Bu sebeple kilo kaybı kalıcı olmaz.
3329_diyet4
5- Çok düşük kalorili diyetler:
Hızlı bir şekilde kilo kaybına neden olan bir diyet türüdür. Kilogram başına vücut ağarlığından 10 kkal/gün enerji sağlayan programdır.
*Yağsız vücut kütlesinin daha çok kaybına,
• Bazal metabolizma hızının azalmasına,
• Kilo kaybının korunamamasına,
• Laktat, keton ve serbest yağ asitlerinin artmasına,
• İyonize kalsiyumun düşmesine,
• Sodyum, potasyum, magnezyum ve çinko düzeylerinin düşmesine neden olur.
6-Dengeli ve Düşük Kalorili Diyetler:
Günde 1000-1500 kkal enerji sağlayan diyet türüdür. Karbonhidrat oranı yüksek, yağ oranı düşüktür. Kadınlar için genellikle 1000-1200 kkal/gün, erkekler için ise 1400-1600 kkal/gün içeren diyetler önerilmektedir. Düşük kalorili diyetlere göre daha yavaş kilo kaybı sağlarlar. Fakat dengeli ve sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırılması açısından önemlidir.
9 Mart 2013 Cumartesi
Neden kolay kilo alıyoruz?
Sadece fazla besin tüketiminin kilo aldırdığını sanırız,oysa kilo alımının birçok etkeni vardır.
Bu güne kadar kilo problemi ile ilgili bir çok etkileyici unsurdan bahsedildi.Fakat atlanan en önemli noktalardan biri var ki buna hiç değinilmedi. Uzman Diyetisyen ve NLP Uzmanı Serkan Tutar algıların kilo alımındaki faktöründen bahsederek önemli noktaların altını çiziyor.
Bireylerin kilo almasının birçok etmeni olabilir. Sadece fazla miktarda besin tüketimi kilo aldırmaz. Buna ek olarak kalorisi yüksek besinlerin tercih edilmesi, vücut dengesini sağlayan bazı hormon seviyelerindeki dengesizlikler, hayatın belirli dönemlerinde yaşanan psikolojik problemler bireylerin kilo almalarına neden olabilir. Gözden kaçan diğer bir önemli etmen ise kişilerin algılarının hangi yönde eğiliminin olduğunu bilmemesi ve buna yenilmesidir.
ALGI SİSTEMLERİ NEDİR?
Algı sistemleri hepimizin bildiği görsel, işitsel, dokunsal, kokusal ve tadsal kanallardır. Algılar bizi gün içerisinde yönlendiren başlıca etmenlerdir. Şimdi bir restoran seçerken durumunuzu düşünelim. “Orası çok rahat ve sessiz” sizin işitsel özelliğinizin ön planda olduğunu gösteren bir etmenken, ” Manzarası çok güzel” diyorsanız kesinlikle görselliğinizin ön planda olduğunu söyleyebiliriz. Peki yemek seçerken de sizi algılarınız yönetiyor olmasın?!
İlk olarak hangi algı sisteminin sizi yönettiğini keşfetmeniz çok önemlidir. Çünkü bunu keşfetmeniz iştahınızı ve zaafınız olan besinleri daha rahat reddetme durumu yaratacaktır.
Görsel Bireyler: Bu bireyler için kötü görünen bir yemek dünyadaki yenilecek son yemektir. Yemeğin lezzeti veya kokusu ile oturulan mekânın hiçbir önemi yoktur. Güzel görünen bir yemek bu bireyler için paha biçilmezdir. Yemeğin şekli, tabaktaki dizayn hatta kesilen sebzelerin büyüklükleri ve dizilişi bile kişiyi etkiler. Görsel algı özelliği ön planda olan bir bireyseniz kesinlikle iştahınızı kapatmak için süslü tabakların önünüze geldiği yerleri tercih etmemelisiniz.
İşitsel Bireyler: Genellikle müziğin ön planda olduğu yerlerde yemek yemeyi tercih eden bu bireyler gün içerisinde çok fazla kaçak yaparlar. İşitsel özellikleri ön planda olduğu için reklamlardan oldukça etkilenirler. Reklamda besinlerin kutu veya ambalajlarından çıkan seslerden etkilenir ve tüketmek isterler. Küçük bir anımsama yapacak olursak, çekirdeği bırakamadığınız zamanları hatırlayın. Bırakmak istersiniz ama o ses sizi tüketmeye teşvik eder. Patlamış mısır ve cips gibi tüketildiğinde çıkardığı ses ile çekici gelen besinleri de bu bireyler genellikle daha çok tercih eder.
Dokunsal Bireyler: Dokunsal kanal üzerinden algıladıklarımız, zihnimizde hisler ve duygular uyandırır. Daha da anlaşılır bir şekilde belirtmek istersek, ellerinizle tüketmiş olduğunuz yemek sizi mutlu eder. Çatal ve bıçak ile yemek yediğinde “bu ne ya!“ gibi bir tepki veriyorsanız dokunsal özellikleriniz ön planda demektir ve kesinlikle daha az besin tüketmek için çatal, bıçak kullanmalısınız.
Kokusal Bireyler: Bu bireyler için iyi kokan bir yemek iştah açıcıdır. Özellikle bol baharatlı yiyecekleri tercih ederler. Küçük bir test yapacak olursak “yolda yürürken güzel kokan pişmiş kestanelerin yanından geçip sonra geri dönüp alıyorsanız” siz kokusal algıları üst seviyede olan birisiniz. Çok güzel görünen bir yemek sizin için bir şey ifade etmez sizi cezbeden kokudur.
Tatsal Bireyler: Yemeğin görüntüsü, kokusunun hiçbir önemi yoktur. Bu bireyler yemeğin tatlı, acı, ekşi veya mayhoş tatları ile ilgilenirler. Genel olarak ilk lokmalarında yemeği değerlendirerek yemeğin tadına numara verirler. Beğendikleri yemekleri başka restoranlarda tükettiklerinde aynı tadı ararlar. Hatta şehre özel veya restorana özel olan yemekleri sadece orada yemeği tercih ederler.
Bu algıları hepimizde bulunur ama bazıları daha baskındır ve yemek seçme, tüketim miktarını bu algılarımız yönetir. Eğer sizde kendinizi doğru keşfeder ve hangi algınıza yenildiğinizi bulursanız, yemeğe olan zaaflarınızı daha iyi yönlendirebilir ve kilo almazsınız.
Yurt dışında bu konu ile ilgili insanlar üzerinde birçok çalışma yapılmıştır. Özellikle satış stratejileri üzerinde yapılan bu çalışmalarda inanılmaz başarılar elde edilmiştir. Reklam ve yemek sektöründe de bu insan algıları sürekli olarak kullanılmaktadır. Unutmayın sizi sadece siz değil algılarınızda yönetir.
(hürriyet.com.tr)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

